Kadın, paylaşımının sonunda şu ifadelere yer verdi: “O gece birbirimize yalan söylemediğimizi ama sadece korktuğumuzu anladık. Yaş farkı neymiş? Önemli olan kalp yaşıymış. Şimdi iki yıllık evliyiz ve ilk günkü gibi âşığız.” Bu haber, sosyal medyada paylaşılan kişisel bir anlatıdan yola çıkılarak ilişki ve iletişim odaklı bir çerçevede tarafımızdan derlenmiştir. İsimler ve detaylar temsilidir.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yedi yaşındaki kızım Defne ile bindiğimiz uçakta, son derece kibirli bir iş adamına yerimizi vermemiz istendi. Görevli, sanki arka sıra bizim hak ettiğimiz yermiş gibi bizi sefil bir şekilde oraya yönlendiriyordu. Hiç tartışmadım. Defne’nin titreyen küçük elini sımsıkı tuttum, çantamı omzuma asıp koridorda yürümeye başladım.
Adım Mehmet Vural. Kırk bir yaşındayım, bir gaziyim ve sol bacağımı yıllar önceki zorlu bir operasyonda kaybetmiş tek babayım. Eşim Elif’i iki yıl önce amansız bir hastalıktan kaybettim. Onun son dileği, yıllar önce aşkımızın başladığı Ege sahilindeki o sakin plaja götürülmekti. Buzdolabının üzerine koyduğumuz küçük bir kahve kutusunda iki yıldır para biriktiriyorduk. Defne her gün pembe cüzdanından çıkardığı bozuk paraları o kutuya atarken, annesine kavuşacağımız günü hayal ediyordu. O biletleri almak için ne kadar büyük fedakarlıklar yaptığımı bir ben biliyordum