Yörede adını bilmeyen yoktu. Yüzlerce dönüm tarlası, hayvan sürüleri, şehirde dükkânları ve tepelerin arasında uzaktan bile fark edilen büyük bir konağı vardı.
Ama benim ailemin umurunda olan bunlar değildi.
Babamın ağır borçları vardı.
Nisan’ın ailesinin ise küçük kardeşinin ameliyatı için acilen paraya ihtiyacı bulunuyordu. Rüstem Ağa’nın adamları iki aileye de yardım teklif etmişti.
Karşılığında biz onun konağına gidecektik.
Bize açık açık söylenen şey şuydu:
“Rüstem Ağa sizi nikâhına alacak.”
Ancak köyde herkes gerçeği başka türlü söylüyordu.
“Kuma gidiyorlar.”Üstelik Rüstem Ağa’nın yıllardır evli olduğu Saniye Hanım hâlâ konakta yaşıyordu. Evlilik
Arabamız konağın yüksek demir kapısından içeri girdiğinde mideme kramplar girmeye başladı. Bahçede çalışan insanlar başlarını kaldırıp bize baktı. Kimileri meraklı, kimileri üzgün, kimileri ise sanki başımıza gelecekleri biliyormuş gibi sessizdi.
devamı sonraki sayfada...