Babamın en yakın arkadaşıyla evleneceğimi söylediğim gün evimizde öyle bir sessizlik oldu ki duvardaki saatin tik taklarını bile duyabiliyordum.
Babam Vedat, karşımdaki sandalyede oturmuş yüzüme bakıyordu. Annem yıllar önce hayatını kaybetmişti. O günden sonra babamla birbirimize daha da bağlanmıştık. Bu yüzden onun vereceği tepki benim için herkesten önemliydi.Ciddi misin Efsun?” diye sordu sonunda.
Başımı salladım.
Evleneceğim adam Tamer’di.
Babamdan on iki yaş küçük, benden ise on altı yaş büyüktü. Babamla yaklaşık yirmi yıldır tanışıyorlardı. Birlikte ticaret yapmış, zor günlerde birbirlerine destek olmuşlardı.
Ben Tamer’i çocukluğumdan beri tanıyordum ama ona hiçbir zaman o gözle bakmamıştım.
Ta ki iki yıl önce babamın geçirdiği ameliyat sırasında tekrar karşılaşana kadar.
O gün hastane koridorunda saatlerce yanımda oturmuştu. Paniklediğimde beni sakinleştirmiş, babam ameliyattan çıktığında da sevincimi ilk paylaştığım kişi olmuştu.
Sonrasında konuşmalarımız arttı.
Kahveler, uzun yürüyüşler, gecenin bir yarısına kadar süren telefon konuşmaları…
Tamer’in yanında kendimi güvende hissediyordum.
Babam başlangıçta karşı çıktı.
“Arkadaşım olması başka, kızımla evlenmesi başka,” dedi.
Ama aylar geçtikçe Tamer’in ciddi olduğunu anladı.
Sonunda bir akşam elini omzuma koydu.
“Mutluysan ben engel olmayacağım.”
Üç ay sonra küçük bir düğün yaptık.
Tamer o gün herkesin içinde elimi tutup kulağıma, “Sana hayatım boyunca zarar verecek hiçbir şeyin yaklaşmasına izin vermeyeceğim,” dedi.
O söz o an bana romantik gelmişti.
Fakat düğün gecesi neden söylediğini anlayacaktım.
Tören bittikten sonra şehir dışındaki eski bir taş eve gittik. Ev Tamer’in ailesinden kalmıştı. Restore ettirmiş, düğünden sonra birkaç gün orada kalmamızı istemişti.
İçeri girdiğimizde şömine yanıyordu. Masada yemek hazırlanmıştı.
Ama Tamer garip davranıyordu.
Telefonuna sürekli bakıyor, pencerelerin perdelerini kontrol ediyor, dışarıdan gelen en küçük seste irkiliyordu.
“Bir sorun mu var?” diye sordum.
“Yok.”
“Bütün akşam huzursuzsun.”
Gülümsedi ama gözleri gülmedi.
“Yorgunum sadece.”
Bir süre sonra üst kattaki odaya çıktım.
Gelinliğimi çıkarıp daha rahat kıyafetler giydim. Aynanın karşısında saçlarımdaki tokaları çıkarırken alt kattan bir çekmece sesi geldi.
Ardından Tamer’in birisiyle konuştuğunu duydum.
Sesini çok alçaltmıştı.
Merdivenlerin başına doğru yaklaştım.
“Hayır,” diyordu. “Bu gece olmaz. Efsun artık burada.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra sesi sertleşti.
“Vedat hiçbir şey bilmiyor.”
Kalbim hızlandı.
Babamın adını neden söylüyordu?
Bir basamak daha indim.
Tamer devam etti:
“Yıllardır sakladığımız şeyi şimdi ortaya çıkaramazsın.”
İçim buz kesti.
Tam geri çekilecekken ayağım tahtaya bastı gorsele do'kunun diger bölüm sonraki sayfda...