Benim adım Seher. Bu hikâye başladığında 21 yaşındaydım. Yanımdaki kızın adı ise Nisan’dı. O benden yalnızca birkaç ay küçüktü.
Aynı köyde büyümemiştik, birbirimizi daha önce hiç görmemiştik. Buna rağmen o akşam, aynı arabanın arka koltuğunda yan yana oturmuş, aynı kaderin nereye götürdüğünü bilmeden sessizce ağlıyorduk.
Bizi götürdükleri adamın adı Rüstem Ağa’ydı.