G-892JKVGF0C

Her gün bir kadın 60 kilo et satın alıyordu…

Çünkü başka kimse onları doyurmuyordu.”

O anda odanın arkasından ince bir havlama sesi geldi. Polisler fenerlerini o tarafa çevirdiklerinde, tahtaların arkasında daha büyük bir alan olduğunu fark ettiler. Kapıyı açtıklarında ise karşılarına onlarca köpek çıktı. Kimi yaralıydı, kimi çok zayıftı, kimi de korkudan insanlara yaklaşamıyordu.Murat şaşkınlıkla etrafa baktı. “Bunların hepsi burada mı yaşıyor?”

Nermin başını salladı.

“Hayır. Hepsi benim değil. Sokaklardan topluyorum. Kimi araba çarpmış, kimi açlıktan ölmek üzereydi. Kimi de insanlar tarafından dövülmüş. Onları başka götürecek yerim yoktu.”

Kasap Selçuk da polislerin arkasından içeri girmişti. Kadının günlerdir aldığı altmış kilolarca et gözünün önünden geçiyordu. Bir anda her şey anlam kazanmaya başladı.“Peki neden bize oğlunuzun geleceğini söylediniz?” diye sordu.

Nermin'in yüzündeki ifade değişti. Bir süre tavana baktı.

“Çünkü oğlum gerçekten buraya gelirdi.”

Odadaki herkes sustu.

“Yıllar önce öldü,” dedi Nermin. “Ama öldüğü güne kadar hayvanları çok severdi. Bu binayı da o kullanırdı. Yaralı hayvanları buraya getirir, iyileştirir, sonra köyden birilerine sahiplendirirdi. Ölümünden sonra burası boş kaldı. Ben de yıllarca onun bıraktığı şeyi devam ettirmeye çalıştım.”Nermin'in sesi titriyordu.

“İnsanlara oğlumun ziyarete geldiğini söylememin sebebi utanmam değildi. Onun hâlâ benimle olduğunu hissetmek istiyordum. Her gün buraya geldiğimde sanki kapıdan çıkıp, ‘Anne, bugün kaç tanesini kurtardın?’ diye soracakmış gibi oluyordu.”

Murat başını eğdi. Bir süre önce şüpheyle baktığı yaşlı kadının aslında yıllardır tek başına büyük bir yük taşıdığını şimdi anlıyordu.

Fakat odanın köşesinde bulunan kan izleri hâlâ açıklanmamıştı.

“Peki bu kan ne?” diye sordu
Reklamlar