G-892JKVGF0C

Gelinim doğum yaparken vefat etti

Nefesleri zayıf, zorlanmış ve acı doluydu ama oradaydı. Onu mezarlık mescidinin önündeki soğuk taşın üzerine yatırdılar. Hoca ağladı. Kadınlar dua etti. Tabutu kaldırmaya çalışan adamlar, elleri hâlâ titreyerek öylece donup kalmışlardı. Selim ağlamıyordu. Bir çıkış yolu arıyordu. Gözleri kapıdan mezarlara, sonra mezarlardan olay yerine gelen polis memurlarına kayıyordu. Leyla’nın notunu göğsüme bastırdım. “Kızım yaşıyor.” O iki kelime, kendi kalbimden daha sert çarpıyordu.


Jandarmadan bir üsteğmen Selim’e yaklaştı. “Selim Bey, bizimle gelmeniz gerekiyor.” Selim gülümsemeye çalıştıBu bir yanlış anlaşılma. Karımın hastanede öldüğü söylendi. Burada mağdur olan benim.” Öne çıktım. “Mağdur mu?” Bana karanlık bir bakış fırlattı. “Anne, sus artık.” Aramızdaki her şey tamamen koptu. Ben oğlumu sevmiştim. Onu taşımıştım. Onu beslemiştim. Ona teşekkür etmeyi, bir eli nazikçe tutmayı, kadınlara saygı duymayı öğretmiştim. Ama karşımda duran adam, artık benim büyüttüğüm o çocuk değildi. Ya da belki de ne hale geldiğini görmeyi çok uzun süre reddetmiştim. “Hayır, Selim,” dedim sakince. “Bugün artık susmayacağım.” Ambulans Leyla’yı Şişli’deki hastaneye geri götürdü. Polis Selim’i gözaltına aldıGelinimle birlikte ambulansa bindim. Yol boyunca Leyla gözlerini sadece bir kez açtı. Dudakları kıpırdadı. Yaklaştım. “Elif…” diye fısıldadı. “Onu bulacağız kızım.” Gözünün kenarından bir yaş süzüldü. Sonra tekrar bilincini kaybetti. Hastanede, Selim’in umutsuzca saklamaya çalıştığı şey ortaya çıktı. Leyla doğal bir komplikasyon sonucu "ölmemişti". Doğumdan sonra ona tehlikeli miktarda sakinleştirici verilmişti. Kalp atışları yavaşlamıştı. Nefesi fark edilemeyecek kadar zayıflamıştı. Birileri çok hızlı imza atmıştı. Birileri yeterince yakından bakmamayı seçmişti. Peki ya bebek? Resmi bir kayıt yoktu. Dosyada “ölü doğum” yazıyordu. Ama parmak izi yoktu. Fotoğraf yoktu. Net bir prosedür uygulanmamıştı. Ceset yoktu.
Reklamlar