G-892JKVGF0C

Babası Onu 50 Liraya Sağır

Tufan’ın babasının ölümünü hiç araştırdınız mı?”

İdil başını salladı.

Ferit Bey çekmecesinden sararmış bir kâğıt çıkardı. Gençliğinde kasabanın eski doktorunun yanında çalışmıştı. Yangından sonraki sabah Tufan’ı muayeneye getiren kişinin Halim olduğunu hatırlıyordu. Kayıtlarda, çocuğun kulağındaki yabancı cisme ilişkin bir şüphe yazıyordu. Fakat ertesi gün aynı sayfanın üzeri çizilmişti.

“Bunu yıllarca sakladım,” dedi hekim. “Çünkü o zaman Halim’den korkuyordum. Artık susmayacağım.”

İdil eve döndüğünde çiftliğin önünde iki at gördü. Halim Bozkurt, yanında İdil’in babasıyla bekliyordu.Gelin hanım!” diye seslendi Halim, yapmacık bir gülümsemeyle. “Yeni evlileri ziyarete geldik.”

İdil kalbinin hızlandığını hissetti. Babasının bakışları evin içindeki dolaplarda dolaşıyordu. Tufan ise masanın başında oturmuş, gelenlerin yüzlerini izliyordu.

Halim cebinden bir belge çıkardı. Çiftliğin güneyindeki arazilerin satış sözleşmesiydi. Tufan’ın imzası isteniyordu.

“Bunlar verimsiz topraklar,” dedi Halim. “Parasıyla borçlarını kapatırız.”

İdil kâğıdı eline aldı. Rakamlar tuhaftı. Toprakların bedeli gerçek değerinin onda biri kadar görünüyordu. Üstelik alıcı, Halim’in ortağı olduğu bir şirketti.Eşim imzalamayacak,” dedi sakin bir sesle.

Halim’in gülümsemesi silindi.

“Sen bu evde daha kaç gündür varsın da işlere karışıyorsun?”

İdil babasına döndü. “Beni elli liraya buraya gönderdiniz. Şimdi de onun toprağını mı satacaksınız?”

Babası gözlerini kaçırdı. Halim ise masaya yumruğunu vurdu. Tufan sesi duymadı ama hareketi görünce ayağa kalktı. İdil, deftere tek cümle yazıp ona uzattı:

*Belgeyi imzalama. Bize zarar vermek istiyorlar.*

Tufan kâğıdı ikiye yırttı.
Reklamlar