Babam, tam 43 yıl boyunca annemin bütün maaşını aldı. Annem sonunda parasını geri istediğinde ise masanın üzerine kalın bir dosya bırakıp, “Bunu açtığında bana bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksın,” dedi.
Komşularımız babamın kötü bir adam olduğunu düşünürdü. Açıkçası ben de yıllarca aynı şeyi düşündüm.
Babam Tahir, pek gülmez, kısa ve sert konuşurdu. Fotoğraflarda bile o kadar soğuk görünürdü ki insanlar sık sık anneme sorardı:
“Meral, gerçekten bu adamla mutlu musun?”
Annem ise her defasında aynı cevabı verirdi:
“Tahir’i anlamak istiyorsanız yüzüne bakmayın.”
Ama kimse onun ne demek istediğini anlayamazdı.
Annem kırk yılı aşkın süre küçük bir tekstil atölyesinde çalıştı. Her cuma maaşını alır, eve gelir ve kapalı maaş zarfını babamın önüne bırakırdı.
Babam zarfı açar, parayı tek tek sayar ve yatak odasına götürürdü. Annemin elinde ise neredeyse hiçbir şey kalmazdı.
Bunu ilk kez on iki yaşındayken fark ettim.
Bir gün annem bir mağazanın vitrininde çok güzel lacivert bir kaban gördü. Uzun süre vitrinin önünde durup gülümseyerek ona baktı. Bizim yaşadığımız yerde kışlar çok sert geçerdi ve annemin eski kabanı artık iyice yıpranmıştı.
“Alsana anne,” dedim. “Bütün hafta o para için çalıştın.”
Annem cevap vermedi. Eve döndüğümüzde babama çekinerek sordu:
“Tahir, bu ay maaşımın birazını kendime ayırsam olur mu? Yeni bir kabana ihtiyacım var.”
Babam başını bile kaldırmadı.
“Bu ay olmaz.”
“Ama kabanımın kolu bile yırtıldı.”
“Olmaz dedim.”
Annem bir daha konuşmadı.
O gece yastığıma sessizce ağladım. Babamın anneme bir eş gibi değil, sanki hizmetçisiymiş gibi davrandığını düşünüyordum. Annem sabahtan akşama kadar çalışıyordu ama kendi kazandığı parayı harcamaya bile hakkı yoktu.
Yıllar boyunca buna benzer pek çok olay yaşandı. Annem kız kardeşiyle birkaç günlüğüne deniz kenarına gitmek istedi, babam izin vermedi. Eski mutfak masasını değiştirmek istedi, babam para olmadığını söyledi.
Annem doğum gününde kendisine bir çift ayakkabı aldığında bile babam fişi eline alıp uzun uzun ona baktı.
O sırada teyzemiz de yanımızdaydı.
“Meral, bu normal değil,” dedi babam odadan çıktıktan sonra. “Sen çalışıyorsun ama bütün hayatını o kontrol ediyor.”
Annem sadece başını eğip fısıldadı:
“Hiçbir şey göründüğü gibi değil.”
Dayanamayıp öfkeyle sordum:
“O zaman gerçek ne? Babam bütün maaşını alıyor ama yıllardır o parayı nereye harcadığını bile söylemiyor.”
Annem kapalı yatak odası kapısına baktı.
“Bir gün anlayacaksın.”
Ben evlenip başka bir eve taşındıktan sonra annemi her hafta aramaya devam ettim. Birkaç kez kendi adına gizli bir banka hesabı açmasına yardım etmeyi teklif ettim ama kabul etmedi.
Zamanla annemin babamdan korktuğuna inanmaya başladım.
Yıllar geçti. Babam emekli oldu ama bu garip düzen hiç değişmedi. Annem her ay maaşını ya da emekli parasını aldığı zaman zarfı babamın önüne koyuyor, babam da parayı alıp eski metal bir kutunun içine kilitliyordu.
O kutunun içinde ne olduğunu kimse bilmiyordu.
Bir keresinde merakıma yenilip açmaya çalıştım ama babam elimi sertçe tuttu.
“O kutuya bir daha asla dokunma,” dedi.
İşte o gün babamın bizden çok büyük bir şey sakladığına kesin olarak inandım.
Belki annemin bütün parasını yıllar içinde harcamıştı.
Belki büyük borçları vardı.
Belki de bizden gizlediği bambaşka bir hayat yaşıyordu.
Her şey annemle babamın 50. evlilik yıl dönümünde değişti.
Bütün aile onların evinde toplanmıştık. Kızım, kanepede yan yana oturan annemle babamın fotoğrafını çekti. Babam her zamanki gibi ciddi görünüyordu. Annem ise onun koluna sıkıca tutunmuştu.
Fotoğraf çekildikten sonra annem birden babama döndü.
“Tahir,” dedi. “Artık zamanı geldi.”
Odadaki herkes sustu.
Babam anneme uzun uzun baktı.
“Emin misin?”
Annem başını salladı.
“Elli yıl yeter. Çocuklarımızın da gerçeği öğrenmeye hakkı var.”
Babam ayağa kalkıp yatak odasına gitti.
Birkaç dakika sonra elinde yıllardır kimsenin dokunmasına izin vermediği o eski metal kutuyla geri döndü.
Kutuyu masanın üzerine koydu.
Cebinden küçük bir anahtar çıkarıp annemin önüne bıraktı.
“Sen aç.”
Annem anahtarı kilide soktuğunda ellerinin titrediğini gördüm.
Kapak ağır ağır açıldı.
Ama içinde yıllardır saklanan şeyi gördüğüm anda, neden babamın annemin bütün maaşını 43 yıl boyunca tek kuruşuna kadar topladığını sonunda anladım.
Ve o anda annemin yıllar önce söylediği o cümle yeniden aklıma geldi:
“Tahir’i anlamak istiyorsanız yüzüne bakmayın…”
(Sonraki bölümü merak ettiğinizi biliyorum, bu yüzden lütfen sabırlı olun ve aşağıdaki yorumlarda okumaya devam edin. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı anlayışınız için teşekkür ederiz. Tam hikayeyi görmek için lütfen aşağıya 'EVET' yorumu bırakın ve bize "Beğen" verin.) ��