G-892JKVGF0C

90 yaşındaki adam miras

Efendim, size bir araba getireyim—su buyurmaz mısınız?" Beni bozuk süt gibi kapı dışarı eden müdür Kemal bile yüzünde panikle yanıma koştu. "H-Halis Bey! Geleceğinizi bilmiyordum!" Hayır, bilmiyordu. Ama Levent biliyordu. Mağazanın diğer ucundan göz göze geldik. Bir kıvılcım çaktı. Gerçek bir şeyler hissedildi. Gülümsemedi. El sallamadı. Sadece başıyla selam verdi, sanki o anın geleceğini biliyormuş gibi. O gece telefonum çaldı. "Halis Bey? Ben Levent," dedi sesi titreyerek. "Siz olduğunuzu biliyordum. O evsiz adam… Sesinizden tanıdım. Bir şey söylemedim çünkü… nezaket birinin kim olduğuna bağlı olmamalı. Açtınız. Bilmem gereken tek şey buydu." Gözlerimi kapattım. Son sınavı da geçmişti. Ertesi sabah mağazaya tekrar gittim—bu sefer avukatlarla birlikte. Kemal ve o gülen kasiyer mi?Gittiler. Hemen orada kovuldular. Adımı taşıyan hiçbir dükkânda çalışmaları sonsuza dek yasaklandı. Tüm personeli sıraya dizdim ve hepsinin önünde şöyle dedim: "Bu adam," —parmağımla Levent’i gösterdim— "sizin yeni patronunuz. Ve bu tüm zincirin bir sonraki sahibi." Herkesin ağzı açık kaldı. Ama Levent? O sadece gözlerini kırpıştırdı; dünya etrafında değişirken donup kalmış, sessizce duruyordu. Son belgeleri imzalamama günler, hatta saatler kala bir mektup geldi. Düz beyaz bir zarf. Gönderen adresi yok. Sadece titrek bir el yazısıyla ismim yazılı. Kağıttaki şu satırı görmeseydim ikinci kez bakmazdım bile: "Levent’e GÜVENMEYİN. Sandığınız kişi değil. 2012 yılı cezaevi kayıtlarına bakın." Kalbim tekledi. Doksan yaşımda bile hala sağlam olan ellerim, kağıdı katlarken titredi. Gerçek olmasını istemiyordum. Ama bilmek zorundaydım. Ertesi sabah avukatıma,
Reklamlar