aşağılanmamı, sandviçi, vasiyeti, hapishane kaydını, mektubu ve ailenin ihanetini. Tek bir parçasını bile eksik etmedim. Levent bir kez bile sözümü kesmedi. Sadece dinledi, yüz ifadesi okunmuyordu. Nihayet sustuğumda; sorular, şüpheler, belki de öfke beklerken koltuğuna yaslandı ve nefesimi kesen o şeyi söyledi: "Halis Bey… Ben sizin paranızı istemiyorum." Gözlerimi kırpıştırdım. "Ne?" Gülümsedi ama içinde bir hüzün vardı. "Ben sadece size dışarıda hala önemseyen insanlar olduğunu göstermek istedim. Karşısındakine adam gibi davranmak için ismini bilmeye ihtiyaç duymayan insanlar olduğunu… Bana tek bir kuruş bırakırsanız,