Hasan bana geçmişinden bahsetmeye başladı. Annesiyle küçük yaşta yolları ayrılmış, baba ilgisizmiş. Okumaya çalışmış, tutunamamış. Murat’la askerlik arkadaşlığı oradan tanışıklık, sonra bir iki yaz köye gelişi… Hepsi birer parça gibi dizildi önüme.
“Senin bu evdeki varlığın bana annemi hatırlatıyor. Ama garip şekilde… başka bir şey de var. Belki de ben annemi özlemenin ötesinde, bir evi, bir sıcaklığı özledim.”
İçim titredi. Ne olursa olsun bir gençti karşımda. Ama söyledikleri, benim yıllardır içimde taşıyıp kelimeye dökemediklerimi çağırdı yeniden. O anda ne zaman geç kaldığımı, ne zamandır gerçekten bir insan sesi duymadığımı düşündüm. Ve sessizce, sadece çay bardaklarının hafif tıkırtısı eşliğinde, gece ilerlemeye başladı.