Paris’in 6. bölgesindeki, 19. yüzyıldan kalma yüksek tavanlı o eski apartman dairesinde zaman sanki dış dünyadan farklı akardı. Uzun tahta pencerelerin ardından içeri dolan serin gece havası, odadaki tül perdeleri hafifçe havalandırıyor; Seine Nehrinden yükselen sis, ışıkları sönmüş sokak lambalarının etrafında flu bir hare oluşturuyordu. Dışarıda şehrin gürültüsü tamamen çekilmiş, yerini yalnızca parktaki yaprakların hışırtısına ve uzaklardan geçen tek tük araçların uğultusuna bırakmıştı.