Paris’in ünlü sanat galerilerinden birinde, son dönemin en gözde tablosu sergilenmektedir. Tabloda sadece bir yatak, yatakta bir çift kadın ayakkabısı, bir erkek saati ve yarısı yenmiş bir sepet incir görünmektedir. Eserin adı ise *"Tutkulu Bir Öğleden Sonra"*dır.
Sanat eleştirmenleri tablonun önünde toplanmış, eserin felsefi derinliğini tartışmaktadır.
İlk eleştirmen:
— "İşte Fransız erotizminin zirvesi! Ayakkabılar fırtınalı bir aşkı, saat zamanın durduğu o şehvet anını, incir ise kadının doğasını temsil ediyor!"İkinci eleştirmen:
— "Hayır, bence bu burjuvazinin bedensel hazlar üzerinden kendini var etme çabasının resimsel bir izdüşümüdür!"
O sırada tablonun ressamı, elinde kadehiyle gruba yaklaşır. Eleştirmenler heyecanla sorar:
— "Üstat, lütfen bize açıklayın! Bu tablo neyi anlatıyor? Kadın ve erkek nerede?"
Ressam şampaniyesinden bir yudum alır, çapkın bir tebessümle fısıldar:
— "Kadın ve erkek nerede mi? Tablonun arkasındaki duvara kulaklarınızı dayayın chérie, hâlâ işlerini bitiremediler..."