O günden sonra Temel telefonunu yanından hiç ayırmamış. Fakat bir şeyi de değiştirmiş: Telefonuna artık “Her şeyi biliyor” demiyormuş.
Paris-Nice seferini yapan gece treninin lüks bir kompartımanında genç ve son derece çekici bir Fransız kadını ile orta yaşlı, karizmatik bir Fransız beyefendisi yalnız seyahat etmektedir. Kadın, trenin hafif sallantısından faydalanarak ipek elbisesinin yırtmacını yavaşça aralar, bacak bacak üstüne atar ve derin bir iç çekerek adama bakar:
— "Ah, Monsieur... Havada dayanılmaz bir tutku var, hissetmiyor musunuz? Ben çok sıcakkanlı bir kadınım. Bir erkeğin bakışlarındaki arzu beni anında eritir. Şu an içimde fırtınalar kopuyor, vücudum alev alev yanıyor..."