Zeynep’in gözleri doldu. “Annem. Bu seni korur’ dediBir an durdum. Sonra mutfağın çekmecesini açtım. İçinden küçük bir kutu çıkardım. Murat’in annesinden bana kalan eski eşyalar vardı. Kutuyu açtım ve nazar
boncuğunu buldum. Zinciriyle birlikte… ama zincir kırılmıştı. Boncuk tam olarak Zeynep’inkinin eşiydi. Aynı çizikler, aynı küçük çatlak
“Bu… nasil mumkun?” diye fısıldadım.
Zeynep’in yüzünde, sanki bir yük hafiflemiş gibi bir ifade belirdi. “Demek siz siz o’sunuz.” dedi
Den kimim? diye sordum.
“Annemin korktuğu kişiSözleri içime ok gibi saplandı. “Annen benden neden korksun?”
Zeynep o an ilk kez gözlerimin içine tam anlamıyla baktı, “Çunkü annem, sizi sevdiğini duşunuyor. Ama… aynı adamı
Odanın içi bir anda daha soğuk oldu. Sanki dışandaki rüzgar duvarlan delip içeri girmişti. Bir süre konuşamadım. Murat beni aldatmış olabilir miydi? Üstelik bir
çocuk Hayır, Murat böyle biri degildi. Ben onu bilirdim. Ya da bildiğimi saruyordum.
Kağıttako adresi tekrar okudum. İçimde deli gibi bir merak ve korku birbirine kanştı. O kasabaya gitmezsem, bu kızın hikayesi beni her gün kemirecekti. Gidersem
gerçeğin ağırlığı altında ezilebilir miyim?
Bir karar verdim. “Zeynep,” dedim, “bu gece burada kalacaksın. Yarın sabah o adrese gideceğiz