Eğer bir gün seni bulursa, ona mektubu ver. Murat’a değil, Elif’e.’
Altında bir adres vardı. Tanıdık geliyordu. Murat’ın ölümünden sonra hiç gitmediğim bir yer: şehir dışında küçük bir kasaba
Elim titredi “Bu adms neresi? dedim.
“Bilmiyorum” dedi Zeynep Annem oraya sakın gitme dedi. Ama ben artık dayanamadım. Çunku… çünkü ben küçükken bir adam vardı. Bana saçımı tarardı. Bana kuzum’ derdi. Annem o zamanılar gülümserdi. Sonra bir gün her şey değişti. Adam gitti. Annem gece gundüz ağladı. Bana sakın kimseye anlatma dedi.”
Dilim kurudu. Zihnimde bir sahne canlandı Murat, evde saçlarımı okşarken “kuzum” derdi. Bunu başka kimseye yakıştımazdım. Biri bize benzer bir hikaye mi
uydurmuştu? Yoksa Murat’ın hayatında benim bilmediğim bir sayfa me varch?
Zeynep’e baktım. O urada dikkatimi çeken bir detay oldu: boynunda ince bir zincir, ucunda kuçük bir nazar boncuğu vardı. Murat in annesinin bana hediye ettig nazar boncuğunun aynısıydı. Aynısı. Kalbim, göğsümde bir yumruk gibi sıkıştı.Bu kolyeyi kim verdi?” diye sordum.