G-892JKVGF0C

YOKSUL BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ,

Nerede okuduğumu, maddi olarak zorlandığımı ve yarı zamanlı işler aradığımı duymuş.

Facebook’taki o ilan da tesadüf değilmiş.

İlanı özellikle benim görebileceğim öğrenci grubuna koymuş.

O anda mideme yumruk yemiş gibi oldum.

Ben o eve rastlantıyla gitmemiştim.

Süheyla Hanım beni başından beri tanıyordu.

Ama ben onu tanımıyordum.

Mektubun bir sonraki kısmında bunu neden yaptığını açıklıyordu.

“Kapımı ilk çaldığın gün seni içeri aldığımda babanın gençliğini gördüm. Aynı kaşlar, aynı sessiz bakış… Sana hemen sarılmak istedim. Ama bunu yapmaya hakkım olmadığını düşündüm. Önce seni tanımak istedim Baran. Soyadımı bilmeden, paramı bilmeden, benden hiçbir şey beklemeden nasıl bir insan olduğunu görmek istedim.”

Gözlerim dolmaya başladı.

Sonra o cümle geldi.

“Bu yüzden sana bilerek ödeme yapmadım.”

İçimde kısa bir öfke yükseldi.

Aylarca otobüs parasını hesaplamıştım.

Bazı günler kendime yemek alamadığım halde ona pazardan alışveriş yapmıştım.

Bunu neden yaptığını anlamıyordum.

Ama devamında şöyle yazmıştı:

“Her hafta geleceğini düşündüm. Sonra bir gün kızıp bırakacağını sandım. İkinci ay hâlâ geliyordun. Üçüncü ay kendi paranla bana yemek getirdin. Hastanede beş saat yanımda beklediğin gün artık öğrenmek istediğim şeyi öğrenmiştim. Sen bana para için yardım etmiyordun.”

Mektup gözyaşlarımdan bulanıklaşmaya başladı.
Reklamlar