Mektubun sonraki satırına geçtiğimde nefesim kesildi.
“Baran, Yalın benim oğlumdu. Ve sen onun oğlusun.”
Sandalyeden kalktım.
Birkaç saniye boyunca odanın içinde amaçsızca dolaştım.
“Hayır,” diye fısıldadım.
Bu mümkün değildi.
Telefonumu alıp annemi aramak istedim ama ellerim o kadar titriyordu ki ekranı açamadım
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Mektubu yeniden önüme çektim.
Süheyla Hanım her şeyi anlatmıştı.
Babamın gerçek adı Yalın Erden’miş.
Gençken annemle evlenmiş ama aile içindeki büyük bir tartışmadan sonra Süheyla Hanım’la bağlarını koparmış.
Ben doğduktan kısa süre sonra ise babam bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş.
Annem bana gerçeği anlatmak yerine onun bizi terk ettiğini söylemiş.
Çünkü babamın ailesinin yıllar sonra ortaya çıkıp beni ellerinden almaya çalışmasından korkmuş.
Süheyla Hanım torununun varlığını biliyormuş ama annem yıllarca onun benimle görüşmesine izin vermemiş.
Sonra yıllar geçmiş.
Ben büyümüşüm.
Annem başka bir şehre taşınmış.
Ve Süheyla Hanım beni yalnızca uzaktan takip etmiş.
Üniversiteye başladığımı öğrenmiş.