O gün eve getirdikleri bebeğin adı Duru’ydu.Saat ve Takvimler
Duru erken doğmuş, aylarca hastanede kalmış, koyu renk gözlü ve güçlü bir bebekti. Aylin onu ilk kucağına aldığı anda annesi olduğunu hissetmişti.
Ancak garajdaki fotoğraf, bildiği her şeyi sarsmıştı.
Alet çantasını tekrar araştıran Aylin, içinde eski telefon numaralarının bulunduğu siyah bir adres defteri buldu. Neredeyse bütün isimlerin üzeri çizilmişti. Yalnızca bir isim olduğu gibi duruyordu:
Gül.
Aylin hiç düşünmeden ev telefonundan numarayı aradı.Fotografik ve Dijital Sanatlar
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Telefona yaşlı ve temkinli bir kadın cevap verdi. Numaranın Murat’a ait olduğunu anlayınca onun aradığını sandı.
“Gerçekten sen misin Murat?” diye sordu.
Aylin kendisini tanıttığında karşı tarafta uzun bir sessizlik oldu. Ardından kadın ağlamaya başladı.
“Sonunda beni buldun,” dedi.
Gül, her şeyi telefonda anlatamayacağını söyleyerek komşu ilçe olan Sapanca’daki küçük bir lokantada buluşmayı teklif etti.Aylin fotoğrafı yanına alıp hemen yola çıktı.
Gül, lokantanın en arka masasında onu bekliyordu. Saçları artık tamamen beyazlamıştı ancak yüzündeki bakış aynıydı. Aylin fotoğrafı masaya bıraktığında Gül’ün omuzları düşüverdi. Sanki yıllardır taşıdığı ağır bir yük hafiflemişti.
Tam konuşmaya başlayacakları sırada kapı açıldı ve Murat içeri girdi.