Spot ışıkları Sema'nın üzerine çevrilirken salondaki herkes merakla sahneye bakıyordu.
Kaan, görevli öğrenciden mikrofonu aldı.
Sakin ama kendinden emin bir sesle konuşmaya başladı.
"Öncelikle küçük bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. Az önce en şık veli ödülü diye bir şey söyledim... Aslında böyle bir ödül yok."
Salonda hafif bir uğultu yükseldi.
Sema'nın yüzündeki gülümseme bir anda dondu.
Kaan sözlerine devam etti.
"Ama bu gece gerçekten ödül verilmesi gereken biri varsa, o da annesini kaybetmesine rağmen onun sevgisini ve hatırasını yaşatmayı başaran kişidir."
Bütün gözler bana çevrildi.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Kaan cebinden telefonunu çıkardı.
"İzin verirseniz size küçük bir şey göstermek istiyorum."
Okulun projektörüne telefonunu bağladı.
Ekranda annemin eski bir fotoğrafı belirdi.
Üzerinde aynı elbisenin henüz tamamlanmamış hali vardı.
Fotoğrafın altında tarih yazıyordu.
Annemin ölümünden tam altı gün önce çekilmişti.
Ardından ikinci fotoğraf geldi.
Annem elbiseyi dikerken gülümsüyordu.
Üçüncü karede ise elbiseyi bana prova ettirirken ikimiz de kahkaha atıyorduk.
Salondaki uğultu tamamen kesildi.
Kaan tekrar konuştu.
"Bu elbise sıradan bir kıyafet değil. Bu genç kızın annesinin son hediyesi."
Bir anda herkes Sema'ya döndü.
Yüzündeki ifade değişmeye başlamıştı.
Kaan derin bir nefes aldı.
"Ne yazık ki bu akşam biri bu hatırayı gölgelemek istedi."
Sema mikrofonu almaya çalıştı.
"Yeter artık! Bunlar saçmalık."
Ama Kaan geri çekilmedi.
"Hayır, asıl saçmalık bir annenin son emanetini kopyalatıp onu değersiz göstermeye çalışmaktır."
Salonda alkışlayan ilk kişi okul müdürü oldu.
Ardından öğretmenler.
Sonra veliler.
Birkaç saniye içinde bütün salon ayakta alkışlıyordu.
Sema'nın yüzü kıpkırmızı kesildi.
Tam sahneden inmeye çalışırken okul müdürü önünü kibarca kesti.
"Bir dakika lütfen."
Mikrofonu eline aldı.
"Biz bu gece öğrencilerimizin başarısını kutlamak için buradayız. Hiç kimsenin onların en özel anını gölgelemesine izin veremeyiz."
Ardından bana dönerek gülümsedi.
"Genç hanım, anneniz sizinle gurur duyardı."
Bu cümleyi duyunca gözyaşlarımı tutamadım.
Babam başını öne eğmişti.
İlk kez göz göze geldik.
Bakışlarında utanç vardı.
Yavaşça yanıma geldi.
"Kızım..."
Sesi titriyordu.
"Ben bunu durdurmalıydım."
Cevap vermedim.
Çünkü aylarca sustuğunu biliyordum.
Sema ise öfkeyle çantasını aldı.
"Beni burada aşağılayamazsınız."
Tam çıkacakken salondaki yaşlı bir kadın ayağa kalktı gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfada....