Sonraki haftalarda yeni bir DNA testi yapıldı ve sonuç Adnan’ın Luka’nın biyolojik babası olduğunu doğruladı. Nihat annesinin misafir odasına taşındı. Bazı geceler kardeşine öfkeleniyor, bazı geceler ise çocukluk fotoğraflarına bakarak onu özlüyordu.
Nermin Hanım oğluna, bir insanı hem özlemenin hem de ona kızmanın mümkün olduğunu anlattı. Adnan onun kardeşiydi, fakat aynı zamanda güvenini sarsmıştı. Bu iki gerçeğin hiçbiri diğerini ortadan kaldırmıyordu.
Emel profesyonel destek almaya başladı ve yaptığı hatanın ailesinde oluşturduğu zararı kabul etti. Nihat da Luka’nın huzuru için bazı görüşmelere katıldı. Ancak aylar süren çabalara rağmen evlilikleri eski hâline dönemedi ve çift ayrılmaya karar verdi.
Yine de Nihat, Luka’nın hayatından çıkmadı.
Onu düştüğünde kaldıran, hangi şarkıyla uyuduğunu bilen ve yetişkinlerin yaptığı hataların bedelini masum bir çocuğa ödetmeyen kişi olmaya devam etti. Luka için baba, yalnızca biyolojik bir bağ değil; güven, emek ve koşulsuz sevgiydi.
Aylar sonra Nihat, Luka’yı yeniden annesinin evine getirdi. Banyo zamanı geldiğinde oğlunu üst kata kendisi götürdü. Bir süre sonra Nermin Hanım’ı da içeri çağırdı.
Luka küvette neşeyle oynuyordu. Sırtındaki hilal biçimli doğum lekesinin üzerinde artık hiçbir bant yoktu.
Nihat elini oğlunun sırtına koydu.
“Bunu artık saklamayacağız,” dedi.
Bu iz geçmişteki ihaneti ve kaybı hatırlatabilirdi. Ancak artık Adnan’a, Emel’e ya da eski sırlara ait değildi.
O iz Luka’ya aitti.
Luka masumdu ve dünyaya gelmeden önce yapılan hiçbir hata, onun daha az sevilmesine neden olamazdı.
Nihat sonunda şunu anlamıştı: Gerçekler bir aileyi sarsabilir, ancak dürüstlük ve sevgi, masum bir çocuğun geleceğini yeniden inşa edebilirdi. Luka’nın sırtındaki işaret artık bir utanç sembolü değil, saklanmadan ve korkmadan yaşanacak yeni bir hayatın başlangıcıydı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.