Sonraki haftalarda görüşmeye devam ettik. Başta sadece kahveler, uzun konuşmalar ve yürüyüşler vardı. Sonra birbirimizi gerçekten tanımaya başladık.
Bir gün ona açıkça sordum:
“Bunun sonu nereye gider bilmiyorum. Belki hiç yürümez.”
Elimi tuttu.
“Sonunu bugün bilmek zorunda değiliz.”
O cümle bana çok şey öğretti.
Çünkü bazen insan yaşına, geçmişine, başkalarının düşüncelerine o kadar çok takılıyordu ki kalbinin ne istediğini duyamıyordu.
Aylar sonra aynı eve yeniden bir usta çağırmam gerekti.
Kapıyı açtığımda gelen kişi başkasıydı.
Ben ise gülümseyerek telefona baktım.
Onun mesajı vardı:
“Musluk yine mi bozuldu?”
Güldüm.
“Hayır. Bu kez sadece seni özledim.”
Birkaç dakika sonra kapım çaldı.
Kapıyı açtığımda karşımdaki adam artık ilk geldiği günkü genç usta değildi. Benim için hayatımın en beklenmedik insanına dönüşmüştü.
O gün anladım ki bazı karşılaşmalar insanın planlarını bozmak için değil, yıllardır unuttuğu bir duyguyu yeniden hatırlatmak için yaşanıyordu.
Aramızda on üç yaş vardı.Ama sevginin hesabını yaşlarla yapmadığımızı ikimiz de öğrenmiştik.
Çünkü bazen hayat, hiç beklemediğiniz bir anda kapınızı çalar.
Ve siz kapıyı açtığınızda, karşınızda sadece bir usta değil, hayatınızın yeni başlangıcı duruyor olabilir.