G-892JKVGF0C

Sınıftaki Yoksul Bir Arkadaşına Ayakkabı Aldıktan Sonra

Mahkemede gözyaşları içinde af dileyişi, hapse giriş anı beynimde şimşek gibi çaktı. Gözlerimden yaşlar boşalırken kapının pervazına tutundum. "Sen... Sen hapisteydin! Benim kocamı, kızımın babasını benden aldın! Hangi yüzle kızımın okuluna gelirsin?!" diye bağırdım, sesim okulun koridorlarında yankılanıyordu.

Yılmaz, yüzüme bakmaya bile cesaret edemeden olduğu yere, dizlerinin üzerine çöktü. O kadar bitkin, o kadar yaşlanmış görünüyordu ki, bir zamanlar nefretle hatırladığım o adam gitmiş, yerine adeta bir enkaz gelmişti. Titreyen elleriyle, yanında duran ve içinde Zeynep'in aldığı o yepyeni beyaz spor ayakkabıların olduğu kutuyu bana doğru uzattı.Biliyorum," diye hıçkırdı, sesi kırık döküktü. "Bana ne yapsanız, ne söyleseniz haklısınız. Hapisten yeni çıktım. Kazadan sonra karım beni terk etti, işimi, evimi, her şeyimi kaybettim. Sadece kızım Ceren kaldı elimde. Bir sığınağa sığındık, ona bakabilmek için inşaatlarda amelelik yapıyorum ama yetiremiyorum. Dün... Dün kızım eve elinde bu kutuyla, sevinçten uçarak geldi. 'Baba bak, okuldaki en iyi arkadaşım Zeynep bana bunları aldı' dediğinde dünyam başıma yıkıldı."

Nefesim kesilmişti. Duyduklarımı idrak etmeye çalışıyordum. Zeynep'in sınıfındaki o yoksul kız, ayakkabıları delik olduğu için bantla kapatan o masum çocuk Ceren... Kocamı benden alan adamın kızıydı. Ve benim merhametli kızım, babasını elinden alan adamın kızına kendi harçlıklarıyla ayakkabı almıştı....
Reklamlar