G-892JKVGF0C

Köyün ağasına kuma olarak gittik bizden ilk gece de bunu istedi....Devamını oku

Uzun süre birbirimize baktık.

Sonunda aynı kararı verdik.

Konağa gidecek, önce Sancar Ağa’yla konuşacaktık.

Fakat o kapıdan içeri girdiğimizde hayatımızın nasıl değişeceğini bilmiyorduk.

Konağın büyük ahşap kapıları açıldığında bizi yaşlı bir kadın karşıladı.Hanım sizi bekliyor.”

Şaşırdım.

“Ağa değil mi?”

Kadın cevap vermedi.

Bizi üst kata çıkardı.

Orada, geniş pencereli bir odada Melek Hanım oturuyordu.

Beklediğimin aksine sert ya da kıskanç görünmüyordu.Yaklaşık kırk yaşlarında, son derece zarif bir kadındı.

Bize uzun uzun baktı.

“Demek sizsiniz.”

Nisan elimi tuttu.

“Biz sadece şartları konuşmaya geldik.”

Melek Hanım hafifçe gülümsedi.

“Şartları benim kocam açıklayacak.”Tam o anda kapı açıldı.

Sancar Ağa içeri girdi.

Onu ilk kez bu kadar yakından görüyordum.

Uzun boylu, geniş omuzlu ve sert bakışlıydı. Üzerinde beyaz gömlek ve koyu renk bir yelek vardı.

Bakışları önce bana, sonra Nisan’a kaydı.

O birkaç saniye bile odamızdaki havayı değiştirmeye yetmişti.Nisan’ın parmakları elimin içinde gerildi.

Sancar Ağa masanın karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Size teklifimi söylediler.”

Başımı kaldırdım.

“Eksik söylediklerini düşünüyorum.”

Kaşını kaldırdı.

“Neden?”Çünkü kimse bize neden iki kadın istediğinizi anlatmadı.”

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

Melek Hanım gözlerini yere indirdi.

Sancar Ağa ise beklenmedik şekilde gülümsedi

“Güzel. Demek korksan da soruyorsun.”

“Buraya korkmaya gelmedim.”Bakışları birkaç saniye üzerimde kaldı.

Sonra ayağa kalktı.

“Benim sizden istediğim şey düşündüğünüz değil.”

Nisan hemen sordu:

“O zaman nedir?”

Sancar Ağa pencerenin önüne yürüdü.

“Bu konağa kuma olarak geldiğinizi herkes düşünecek.”İkimiz de sustuk.

“Ama benim size dokunmamı istemediğiniz sürece size dokunmayacağım.”

Nefesim kesildi.

“Neden?”

Bu kez Melek Hanım cevap verdi.

“Çünkü Sancar’ın sorunu çocuk değil.”

Bize baktı.

“Düşmanı.”

Ardından öğrendiğimiz gerçek, köyde anlatılan bütün hikâyelerden daha karanlıktı.

Sancar Ağa’nın amcasının oğlu Rauf, yıllardır onun topraklarını ele geçirmek istiyordu. Sancar ölür ve ardında mirasçı bırakmazsa malların önemli kısmı aile içinde Rauf’un tarafına geçecekti.

Son aylarda Sancar’a iki kez saldırılmıştı.

Birinde traktörünün frenleri kesilmişti.

Diğerinde ahırda yangın çıkmıştı.

Polis hiçbir şey kanıtlayamamıştı.

Sancar bize döndü.

“Rauf, soyumun devam etmesini istemediğimizi sanıyor. İki genç kadınla evlilik haberini duyunca paniğe kapılacak.”

“Yani bizi yem olarak kullanacaksınız,” dedim.

Sancar’ın yüzü sertleşti.

“Hayır.”

Masaya iki dosya bıraktı.

“Size para vereceğim. Ailelerinizin borçlarını kapatacağım. Konağın ayrı bölümünde yaşayacaksınız. İstediğiniz an gidebilirsiniz.”

Nisan dosyayı açtı.

Rakamı görünce yüzü değişti.

Ama ben hâlâ ikna olmamıştım.

“Peki siz bizden tam olarak ne istiyorsunuz?”

Sancar bana baktı.

“Rauf’un adamlarının konağın içine sızdığını düşünüyorum.” devamı diyer sayfada
Reklamlar