Beni affetmek zorunda değilsin.”
“Ama ne olur çocuklarımızın beni yalancı biri olarak hatırlamasına izin verme.”
Mektubu kapatıp saatlerce ağladım.
İki yıl boyunca ona öfke duymuş, ihanet ettiğine inanmış, tek bir açıklama yapmamasını bencillik sanmıştım.
Oysa sessizliği, beni korumak için verdiği sözün bedeliydi.
Ertesi gün doğruca avukatın ofisine gittim.
Belgelerin hepsi gerçekti.Hastane kayıtları, ameliyat raporları, banka işlemleri…
Hepsi resmi belgelerle doğrulanmıştı.
Sonra kayınpederimi ziyaret ettim.
Bu kez ayıktı.Beni görünce gözleri doldu.
“Annem öğrenmesin diye bana da yemin ettirdi,” dedi.
“Ne senin üzülmeni istedi ne de çocukların korkmasını.”
“Ben ona defalarca gerçeği söylemesini söyledim.”
“Ama sözünden dönmedi.”
O gün mezarlığa tek başıma gittim.