Sen Selim’in sırtına basarak yükselmeyi, beni de bu evin unutulmuş bir süsü olarak kullanmayı planladın,” dedim, gözlerine hiç kırpmadan bakarak. “Ama ben ne bu evin hizmetçisiyim ne de senin gizli kaçamağın.
Yarın sabah hem bu dosyalar hem de aramızdaki bu ‘özel’ konuşmalar Selim’in ve avukatımın masasında olacak. Ev de benim adıma geçecek, şirket hisseleri de.”
Kerem bir şey söylemek için dudaklarını araladı ama tek bir kelime bile çıkaramadı. O kibirli, arzulu bakışların yerini çaresiz bir bozgun almıştı.