Mutfakta su doldururken arkamda hissettiğim adım sesleri, salona her girişimde tenimi yakan o pervasız ve arzulayıcı bakışlar… Bana sadece “Selim’in eşi” olarak değil, unutulduğum, saklandığım o kabuğun altındaki bir kadın olarak bakıyordu. Bu bakışlarda hem ürpertici bir cüret hem de uzun zamandır açlığını çektiğim o yakıcı fark edilme hissi vardı.Kendi içimdeki bu çatışma beni günden güne daha uyanık, daha hesapçı kılıyordu. Selim’in beni sıradanlaştıran körlüğü ile Kerem’in beni adeta bir hedefe koyan gözü kara cüreti arasında sıkışıp kalmayacaktım. Bir kurban gibi sessizce köşeme çekilmek yerine, bu gerilimi kendi ellerimle yönetmeye karar verdim.
Planım hazırdı. Salı gecesi Selim yine “Küçük bir toplantı yapacağız, bir şeyler hazırla” diyerek grubu eve davet ettiğinde, her zamankinden farklı davrandım.