Tenimin alev aldığını hissederdim ama aynı zamanda içimde düğümlenen o büyük sorunun ağırlığıyla sarsılırdım: Bu gece yine mi aynısı olacaktı?
“Bana söz vermiştin Leyla,” derdi fısıltıyla. Sesi öyle derinden ve öyle talepkâr gelirdi ki, reddetmek mümkün olmazdı. “Her şeyi geride bırakacaksın. Zihnindeki tüm kilitleri açacaksın.”
Her gece benden bunları istiyordu; sınırları zorlayan, beni benliğimin en savunmasız, en gizli köşelerine kadar soyan o ritüelleri. Başlarda bunun sıradan bir arzu oyunu, evliliğimizin beşinci yılında kaybettiğimiz o taze kıvılcımı yeniden yakalama çabası olduğunu sanmıştım.