Benden sadece tenimi değil, içimdeki tüm karanlığı talep ediyordu; çünkü biliyordu ki bir insan ancak en kırılgan yerinden sevildiğinde gerçekten iyileşirdi.
O gece gözlerinin içine baktım. Kalbim kaburgalarımı delecek gibi atarken, aylardır boğazımda düğümlenen o son itirafı dudaklarımdan döktüm:
“Seni her şeyden çok seviyorum ama bir gün benden sıkılmandan, bu evin içinde iki yabancıya dönüşmemizden öyle korkuyorum ki… Bazen seni kaybetmemek için kendimi yok sayıyorum.”
Sözlerim bittiğinde odada derin bir sessizlik oldu. Emre’nin gözlerindeki o yoğun ateş yerini derin bir şefkate ve sarsıcı bir rahatlamaya bıraktı. Elini yanağıma koydu, başparmağıyla dudağımın kenarını okşadı.