Derya, sade bir gelinlikle Rauf’un yanında dururken çevredeki insanların bakışlarını üzerinde hissediyordu. Fakat yüzünde pişmanlık yoktu. Hatta düğün gecesi annesine sarılıp, “Göreceksin anne, çok mutlu olacağım,” demişti.
İlk aylar gerçekten de sakin geçti.
Rauf, Derya’ya pahalı hediyeler alıyor, onu tatile götürüyor, istediği her şeyi yapmaya çalışıyordu. Büyük bir evde yaşıyorlardı. Derya’nın arkadaşları onun hayatına imreniyor, bazıları ise gizlice bu evliliğin arkasında başka bir şey olduğuna inanıyordu.
Derya ise kocasını savunuyordu.
“Rauf bana hiçbir zaman yaşımı hissettirmiyor,” diyordu.
Ancak ikinci yılın başlarında her şey değişmeye başladı.Rauf giderek içine kapanmıştı. Telefonunu sürekli yanında taşıyor, Derya odaya girdiğinde bazı konuşmalarını yarıda kesiyordu. Geceleri saatlerce çalışma odasında kalıyor, bazen Derya uyurken evden çıkıyordu.
Derya önce bunun işle ilgili olduğunu düşündü.
Bir gece dayanamadı ve “Benden sakladığın bir şey mi var?” diye sordu.
Rauf uzun süre cevap vermedi. Sonra yüzünü ona çevirip, “Yakında her şeyi öğreneceksin,” dedi.
Bu cevap Derya’nın içini daha da huzursuz etti.
Ertesi sabah Rauf evden çıktıktan sonra Derya çalışma odasına girdi. Normalde kocasının özel eşyalarını karıştırmazdı. Fakat masanın üzerinde duran eski bir dosya dikkatini çekti.
Dosyanın üzerinde kendi adı yazıyordu.
Derya’nın elleri titremeye başladı