Ve garip biçimde korkusuzdu.
Adamın adı Baran'dı.
Onu ilk kez nişan konuşmak için evimize geldiğinde gördüm. Yaşına göre olgun, sakin ve ağırbaşlı biriydi. Derya'nın yanında otururken ona dikkatle bakıyor, fakat en küçük bir saygısızlık yapmıyordu.
Yine de içimdeki şüphe gitmedi.
“Derya'yla nasıl tanıştınız?”
Baran birkaç saniye düşündü.
“Yaklaşık iki yıl önce.”
“İki yıl mı?”
Derya hemen araya girdi.
“Anne, her şeyi anlatacağım.”
Baran ona baktı.
“Artık saklamamızın anlamı yok.”
O cümle beni daha da endişelendirdi.
“Neyi saklıyorsunuz?”
Baran cevap vermedi.
Derya da sustu.
O gece uyuyamadım.
Kızımın bana anlatmadığı bir şey vardı.
Ertesi gün Derya'nın odasını toplarken eski bir çekmecede sararmış bir zarf buldum. Üzerinde yalnızca şu yazıyordu:
“Derya'ya, on dokuz yaşına geldiğinde.”
Aşağıdaki gorsele ilerleyiniz...