Beliz yüzünü çevirdi.
İşte o sessizlik her şeyi değiştirdi.
Öfkemi kaybettim.
Çünkü ilk kez onların benden bir ilişki değil, başka bir şey sakladığını anlamıştım.
Beliz’in omuzları titriyordu.
“Bora…”
Yanına döndüm.
“Ne oluyor?”
Beliz bana bakmadı.
“Üç ay önce kontrol için hastaneye gittim.”
“Neden?”
“Başım dönüyordu. Çok yoruluyordum. Kilo veriyordum.”
Yutkundu.
“Kan tahlillerimde sorun çıktı.”
Kalbim hızlandı.
“Ne sorunu?”
Beliz’in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Lenfoma.”
Sanki biri odadaki bütün havayı çekip almıştı.
Söylediği kelimeyi duydum ama anlamlandıramadım.
“Ne?”
“Kanser.”
Dizlerimin gücü kesildi.
Yatağın kenarına oturdum.
“Hayır.”
Tek söyleyebildiğim buydu.
“Hayır.”
Beliz başını eğdi.
“İlk başta erken evre olduğunu düşündüler. Sonra daha agresif olduğu anlaşıldı.”
“Üç aydır mı biliyorsun?”
Başını salladı.
“Üç aydır bunu benden saklıyor musun?”
“Evet.”O an içimdeki korkunun yerini öfke aldı.
Ama bu kez başka türlü bir öfkeydi.
“Nasıl yaparsın bunu?”
Beliz ağlıyordu.
“Çünkü sen daha önce annende aynı hastalığı yaşadın.”
Sustum.
Annem.
On yıl önce kanserden kaybettiğim annem.
Aylarca hastane koridorlarında uyumuş, her kötü haberde biraz daha çökmüştüm.
Beliz bütün bunları biliyordu.