G-892JKVGF0C

Karanlık Çekmecedeki Sır ve Bitmeyen 17 Dakika

Eve varıp kapıyı açtığımda Zeynep, mutfak dolabının dibine çökmüştü. Sekiz aylık Umut kucağındaki taşıyıcıya bağlıydı ve ağlıyordu. Zeynep’in elleri yorgunluktan titriyordu. Beni görünce gözyaşları içinde, “Özür dilerim baba, ayakta durmaya çalıştım,” dedi.

“Sakın özür dileme kızım, sen en doğrusunu yaptın,” diyerek yanına diz çöktüm. Bebek Umut’u kucağıma aldım, Zeynep’e bir bardak su verdim. Çocukların iyi olduğundan emin olduktan sonra o soruyu sordum: “Neden beni daha önce aramadın Zeynep?”

Zeynep başını öne eğdi. “Annem seni ararsam çok kızacağını söyledi. Sadece küçük bir işi olduğunu belirtti.” Sonra karanlık koridora, yatak odasına doğru baktı. “Ama evde başka bir telefon daha var baba. Yatak odasındaki çekmecede bazen çalıyor. Annem ona asla dokunmamamı tembihlemişti.”

Umut’u kucağıma alıp Zeynep ile birlikte yatak odasına geçtik. Zeynep komodinin sol üst çekmecesini gösterdi. Çekmeceyi açıp tişörtleri kenara çektiğimde, daha önce hiç görmediğim siyah bir akıllı telefonla karşılaştım. Ekranı birden aydınlandı.

Ekranda “R” ismiyle kaydedilmiş kişiden gelen bir mesaj belirdi: “Serkan’ın öğrenmeyeceğini söylemiştin. Çocukları Zeynep’e bırakıp hemen buraya gel.”

Tam o anda, dış kapının kilidi sertçe döndü ve kapı yavaşça açılmaya başladı…Kapı açıldığında elinde hiçbir alışveriş poşeti veya paket olmayan Selin içeri girdi. Beni kucağımda Umut ve elimde siyah telefonla görünce olduğu yerde donakaldı. Yüzünde bir şaşkınlık yoktu; ne tuttuğumu gayet iyi biliyordu.

“Serkan… O telefon neden elinde?” diye sordu sesi titreyerek.

İlk tepkisi çocukların durumunu sormak değil, gizli cihazı nasıl bulduğumu merak etmek olmuştu. “Zeynep gösterdi,” dedim sakince.

Selin öfkeyle Zeynep’e dönmeye çalışınca hemen aralarına girdim. “Zeynep dokuz yaşında ve saatlerdir bebekle tek başına bırakıldığı için fiziken tükenmiş durumda. Bu durumu onun suçu gibi gösteremezsin.”

Selin bir süre bahaneler sıralamaya çalıştı; çok bunaldığını, sadece birkaç dakikalığına çıktığını iddia etti. Ancak mesaj geçmişi, bunun anlık bir hata olmadığını gösteriyordu. Aylardır devam eden bir planın parçasıydı. Benim çalışma saatlerim, çocukların uyku zamanları ve Zeynep’in söylemesi gereken yalanlar tek tek hesaplanmıştı. “Rıdvan” adında biriyle gizlice buluşmak için evlatlarının güvenliğini defalarca riske atmıştı.

O akşam tartışmayı çocukların önünde uzatmadım. Zeynep’i ve Umut’u besleyip sakinleştirdikten sonra Zeynep’in yanına oturdum. “Kızım, sen harika bir iş çıkardın. Bir daha asla bir yetişkinin hatasını saklamak zorunda değilsin,” diyerek ona sarıldım.

İlerleyen günlerde evliliğimizi sonlandırmak adına hukuki süreçleri başlattım. Köpek eğitimi işimdeki programı tamamen değiştirerek çocukların yanında her zaman güvenilir bir yetişkinin bulunmasını sağladım.

Aylar geçti. Evimizdeki o gergin hava yerini huzura bıraktı. Artık Zeynep duvardaki saate bakıp endişelenmiyor, kardeşine bakmak zorunda olduğu korkusuna kapılmıyordu.Bir cumartesi öğleden sonra salonda otururken Zeynep gülümseyerek yanıma geldi. “Baba, Umut’u biraz kucağıma alabilir miyim?” diye sordu. Bu kez bir zorunluluktan değil, tamamen kendi isteğiyle kardeşini sevmek istiyordu.

“Tabii ki kızım, ben tam yanındayım,” dedim.

İki dakika sonra Umut kucağında kıpırdanmaya başladığında Zeynep bana baktı: “Baba, alır mısın artık?”

Hemen uzanıp bebeği kucağıma aldım. Ne bitmeyen 17 dakika sözleri vardı ne de saklanması gereken sırlar. Zeynep kollarını rahatça iki yana açtı ve resim defterine geri döndü. Çünkü artık biliyordu ki kucağındakini bırakmak istediğinde, onu tutacak bir babası tam yanı başındaydı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar