G-892JKVGF0C

Karanlık Çekmecedeki Sır ve Bitmeyen 17 Dakika

Eskişehir’in dışındaki geniş eğitim alanında, güneşin altında toz bulutu kaldıran genç bir Alman kurdu engel rampasını aşarken izliyordum. On beş yıla yakın bir süredir görev köpekleriyle çalışan biri olarak gürültüye, yüksek baskıya ve anlık kararlar almaya alışkındım.

Tam o sırada cebimdeki telefon titredi. Ekranda evimizin numarası belirdi. Telefonu açtığımda dokuz yaşındaki kızım Zeynep’in kısık sesli nefesini duydum.

“Baba?” diye fısıldadı.

Eğitim sahasından hemen uzaklaştım çünkü o tek kelimedeki ses tonu tamamen yanlıştı. “Zeynep? Evde ne oluyor kızım?” diye sordum arabama doğru koşarken.

Birkaç saniye boyunca sadece onun düzensiz nefesini ve ardından arka planda sekiz aylık oğlum Umut’un cılız ağlamasını duydum. Göğsüm anında sıkıştı. “Zeynep, bana hemen nerede olduğunu söyle,” dedim arabanın kapısını açarken.

“Mutfaktayım,” dedi sesi titreyerek. “Artık onu taşıyamıyorum baba.”

“Olduğun yere yavaşça otur kızım. Sakın kucağındakini düşürme, ben hemen geliyorum.”

Telefonda kısa bir sessizlik oldu. “Bana sadece on yedi dakikalığına gideceğini söylemişti,” diye fısıldadı Zeynep.

Arabanın vitesini takarken donup kaldım. Annelerinin tüm öğleden sonra çocukların yanında olması gerekiyordu. Eve doğru hızla sürerken zihnimde tek bir düşünce vardı: Çocuklarımın güvenliği.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar