Sessiz ol, yalvarırım sessiz ol Selma! Benim, evet benim... Ama lütfen içeri geç, sana her şeyi anlatacağım."
Nefesim boğazımda düğümlendi. Karşımda duran adam, üç yıl önce kendi ellerimle toprağa verdiğim, yasından kahrolduğum kocamın ta kendisiydi! Yanındaki kadın dehşet içinde, elindeki kolilerle neye uğradığını şaşırmış bir halde bizi izliyordu. Ferhat karısına aceleyle, "Sen içeri gir Cansu, ben halledip geliyorum," deyip beni kolumdan tuttuğu gibi kendi evimin içine soktu ve kapıyı hızla kapattı.
"Nasıl?" diye kekeledim, bacaklarım titriyordu. Destek almak için sırtımı duvara yasladım. "Sen öldün... Biz o kapalı tabutu gömdük! Benim karnımdaki bebeğim, bizim evladımız senin ölümünün acısına dayanamadığım için karnımda öldü! Bu kadın kim? O küçük çocuk kim?!"