Avuçlarının sıcaklığı parmaklarımdan bütün bedenime yayıldı. Gözlerini gözlerimden bir an olsun ayırmadan, o her gece tekrarladığı talebini fısıldadı:
“Bu gece sonuna kadar gideceğiz. Hiçbir şeyi saklamayacaksın. Benden sakladığın, en çok korktuğun o gerçeği bu gece masaya koyacaksın.”
İşte her gece istediği buydu: Bedenlerimizin yakınlığından çok daha fazlası; ruhumun tüm çıplaklığı, maskesiz bir dürüstlük ve yıllardır içimde biriktirdiğim o derin korkuları tek tek itiraf etmem.
Her gece benden üç şey istiyordu: İlki, o gün boyunca benden sakladığı bir sırrı ona sormadan önce kendi içimdeki en utanç verici zaafı ona fısıldamam.
İkincisi, geçmişin yükünü ve evliliğimizin üzerinde asılı duran o görünmez duvarları tek bir dokunuşla yıkacak kadar ona teslim olmam. Üçüncüsü ise, onu kaybetme korkumu bir zayıflık değil, aramızdaki bağı güçlendiren bir tutku olarak kabullenmem.