Devran Ağa’nın bizi aynı anda bu çatı altına almasının asıl sebebi, yalnızca işleri paylaştırmak değil, Hatice Hanım’ın da rızasıyla bu hanedanın geleceğini, köklerini sağlamlaştıracak yeni bir nefes, bir evlat arayışıydı. İkimiz de aynı anda bu büyük sırrın ve üzerimize yüklenen derin sorumluluğun ağırlığını hissettik.
O gece, şöminenin alevleri gölgelerimizi duvarlarda birleştirirken aramızdaki anlamsız çekişme yerini derin bir kabullenişe bıraktı. Mihriban ve ben, birbirimizin rakibi değil; aynı kaderi, aynı erkeğin arzusunu ve aynı çatının geleceğini sırtlanan iki can yoldaşı olmuştuk