Engelledim. Artık benim problemim değil. Nakil kontrolüne gittiğimde doktor, “Kalan böbreğiniz harika çalışıyor,” dedi. “En azından bir parçam hayatını düzene koymuş,” dedim. “Bağışladığın için pişman mısın?” diye sordu. “Verdiğim kişiden pişmanım,” dedim. “Yaptığım eylemden değil.” Altı ay sonra asıl an geldi. Hande bana bir haber linki attı. Başlık: “Yerel İş İnsanı Zimmet Suçlamasıyla Tutuklandı.” Murat’ın sabıka fotoğrafı ekrana baktı. Daha yaşlı. Daha küçük. Boşanma tutuklanmasından birkaç hafta sonra kesinleşti. Evi, birincil velayeti ve maddi güvenceyi aldım. Hakim “Boşanma onaylandı,” dedi. Sanki bir organ daha çıkarılmış gibi hissettim. Hâlâ bazı geceler her şeyi baştan yaşıyorum. Hastane odaları. Verilen sözler. Mumlar. Yatak odası kapısı. Ama artık daha az ağlıyorum. Çocuklarımı bahçede oynarken izliyorum. Yanımdaki soluk ameliyat izine dokunuyorum. Doktorun “Böbreğiniz harika çalışıyor” dediğini hatırlıyorum. Ben sadece onun hayatını kurtarmadım. Ben nasıl bir insan olduğumu kanıtladım. O da nasıl biri olduğunu seçti. Karma nedir diye sorarlarsa sabıka fotoğrafını göstermiyorum. Şunu söylüyorum: Karma, sağlığım, çocuklarım ve onurumla yürüyüp gitmemdir. Ben bir koca ve bir kız kardeş kaybettim. O ise bir mahkeme salonunda paraların nereye gittiğini açıklıyor. Meğer ikisi olmadan daha iyiymişim. Bu hikâyedeki herhangi birine bir tavsiye verecek olsaydınız, ne derdiniz?