Melek elini sallar ve Alman’a biraz daha büyük bir ölçü verir.
Sıra Afrikalıya gelir. Afrikalı gülümseyerek:
— "Ben dünyadayken köyümdeki tüm kadınların mutlu olmasını sağlardım. Her gece sabaha kadar durmaksızın dans eder, şarkı söyler ve onları neşelendirirdim." der.
Melek gülümser ve elini şıklatır. Afrikalıya öyle bir boyut verir ki, adam ağırlıktan yere kapaklanır.
İngiliz ve Alman şaşkınlıkla bakarken Afrikalı yerden doğrulur, üstünü başını silkeler ve meleğe döner:Ey melek, bu cömertliğin için teşekkür ederim ama bir sorun var. Ben cennette bol bol koşup eğlenmek istiyordum. Bu yükle bırak koşmayı, sırtüstü bile yatamam!"
6. Antropoloğun Sınavı
Genç ve güzel bir kadın antropolog, kabile yaşamını incelemek üzere Kongo derinliklerindeki bir köye gider. Kabiledeki erkeklerin fiziksel güçleri ve atletik yapıları kadının oldukça ilgisini çeker. Özellikle kabilenin en güçlü avcısı olan Samba, kadının başını döndürmektedir.Bir gün kadın, Samba ile yalnız kaldığında ona yaklaşır:
— "Samba, sizin kabilede bir kadını etkilemek için ne yaparsınız?" diye sorar.
Samba ciddi bir ifadeyle:
— "Önce ona gücümüzü gösteririz. Ormandan en büyük odunları taşırız."
Kadın: "Peki ya sonra?"
Samba: "Sonra nehirdeki en büyük balığı yakalayıp ona hediye ederiz."
Kadın sabırsızlanarak: "Peki, ya gece olunca? Çadırda baş başa kaldığınızda ne yaparsınız?"
Samba gözlerini kısar:Gece olunca kadına kabilemizin gizli gücünü gösteririz. Onu saatlerce uyutmayız."
Kadın heyecanla yutkunur:
— "Peki bana bu gizli gücü şimdi gösterebilir misin?"
Samba kadını elinden tuttuğu gibi çadırına götürür. İçeri girer girmez Samba kapıyı kilitler, büyük bir davul çıkarır ve kadının önüne koyar:
— "Şimdi ben davul çalacağım, sen de sabaha kadar kabilemizin savaş dansını yapacaksın. Kim daha önce yorulup pes ederse, köyün geri kalanına bir hafta boyunca su taşır!"