.” O an aklıma bin türlü şey geldi. İşleriyle ilgili bir sorun mu vardı? Borç mu almıştı? Yoksa sağlığıyla ilgili bizden sakladığı bir durum mu vardı? Levent’le evimizin yakınındaki küçük bir kafede buluşmaya karar verdik. Gittiğimde onu cam kenarında otururken gördüm. Önünde dokunulmamış bir kahve vardı. Beni görünce ayağa kalktı ama yüzüme bakmakta zorlanıyordu. “Levent, beni korkutuyorsun. Ne oldu?” dedim. Oturmamı işaret etti. “Öncelikle şunu bilmeni istiyorum. Ben seni de Serhat’ı da yıllardır ailem gibi gördüm. Bu yüzden söyleyeceklerim seni üzebilir ama artık susamam.” Kalbim hızla çarpmaya başlamıştı. “Ne söyleyeceksen söyle,” dedim. Levent başını eğdi. “Serhat’ın son zamanlarda eve geç gelmesinin, telefonunu senden uzak tutmasının ve bazı geceler ortadan kaybolmasının farkında mısın?” Bir an ne diyeceğimi bilemedim. “İşi yoğun,” dedim.