Adnan Bey’in ataması şartlıdır,” dedi. “Nihai onay yarın verilecekti. Mali usulsüzlük, çıkar çatışması veya şirket itibarına zarar veren davranışlar atamayı geçersiz kılar.”
Vildan alaycı bir tavırla,
“Bir öpücük mali suç değildir,” dedi.
“Doğru,” dedim. “Ama şirketten 4,8 milyon lira aktarmak suçtur.”
Sahnenin arkasındaki ekranlar değişti.
Banka hareketleri, sahte faturalar ve mesaj kayıtları herkesin önüne yansıtıldı.
Adnan belgelerin sahte olduğunu iddia etti.Adnan belgelerin sahte olduğunu iddia etti.
Ancak kayıtların onun telefonundan değil, mahkeme kararıyla koruma altına alınan şirket sunucusundan alındığını açıkladım.
Babam acil yönetim kurulu oylaması istedi.
Bütün eller Adnan’ın görevden alınması yönünde kalktı.
Ataması iptal edildi.
İş sözleşmesi feshedildi.
Şirket hesaplarına ve cihazlarına erişimi kapatıldı.
Toplanan belgeler mali suçlar birimine teslim edildi.Adnan sahnede bağırmaya başladı:
“Ben genel müdürüm!”
Babam sakin bir sesle cevap verdi:
“Sen hiçbir zaman genel müdür olmadın.”
Adnan ile Vildan birbirlerini suçlamaya başladılar. Biri hesapları diğerinin açtığını, diğeri bütün talimatların Adnan’dan geldiğini söylüyordu.
Aynı salonda birkaç dakika önce bana gülen çalışanlar artık gözlerini kaldıramıyordu.
Mikrofonu elime aldım.
“Güçlü bir yöneticiden korktukları için sessiz kalanları cezalandırmayacağım,” dedim. “Fakat başka birinin aşağılanmasından zevk alanları unutmayacağım.”
Ertesi sabah boşanma davası açtım.
Adnan aile fonumdan pay istedi. Ancak hisselerim evlilik öncesi mal varlığıydı. Üstelik sahte belge hazırlaması, evlilik sözleşmesindeki ağır kusur maddesini devreye sokmuştu.
On bir ay sonra Adnan; mali usulsüzlük, ticari sır girişimi ve belge sahteciliği suçlarını kabul etti. Hapis ve tazminat cezası aldı.
Vildan da şirketteki görevini, mesleki itibarını ve özgürlüğünü kaybetti.
Bir yıl sonra aynı salona Vadi Teknoloji’nin yeni yönetim kurulu başkanı olarak geri döndüm.
Bu kez sahnede altın bir tabela yoktu.
Kimse taç takmıyordu.
Babam ön sırada oturuyor ve gururla gülümsüyordu.
Yıllarca Adnan bana yerimi bilmemi söylemişti.
Sonunda yerimi gerçekten öğrendim.
Benim yerim hiçbir zaman onun ayaklarının dibinde değildi.
Onun ulaşamayacağı kadar ilerideydi.