G-892JKVGF0C
Leyla, yetersiz kalan bir evliliğin getirdiği ruhsal çöküntü ve bastırılmış arzuların yükü altında gün geçtikçe hırçınlaşıyordu. Aradığı şey sadece fiziksel bir yakınlık değil, bir kadın olarak arzulanmak, görülmek ve yeniden yaşadığını hissetmekti. Murat’ın kaçamak bakışları ve konuyu her açma çabasını cevapsız bırakması, Leyla’daki kırgınlığı nihayet bir kopuşa dönüştürdü.
Bu boşluk, kasabadaki dükkanına sık sık uğrayan Selim ile tanışmasıyla yeni bir boyut kazandı. Selim, Murat’ın aksine kendine güvenen, bakışlarını saklamayan ve Leyla’ya tutkuyla yaklaşan biriydi. Leyla, içinde biriken tüm eksiklik hissini ve arzuyu Selim’in ilgisinde buldu. Birkaç kaçamak bakışma ve kısa sohbetin ardından başlayan gizli buluşmalar, Leyla için hem suçluluk hem de kaçınılmaz bir kaçış noktası haline geldi.
Evindeki soğuk ve konuşulmayan gerçeklerden kaçıp Selim’in yanında bulduğu bu tutkulu anlar, Leyla’ya aradığı canlılığı verirken, evine her döndüğünde Murat’ın çaresiz bakışlarıyla yüzleşmek onu iki dünya arasında sıkıştırıyordu. Ancak yaşananlar, evliliklerinin çoktan bir fırtınada sürüklendiğini ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını gösteriyordu.
Gece, ahşap evin zeminini gıcırdatan rüzgârla birlikte yine o tanıdık ağırlığını çöktürmüştü. Nesrin ile Sinan, aynı yorganın altında iki ayrı kıta gibi uzanıyorlardı. Sinan, aylar var ki bedenindeki o sessiz yenilgiyi kabullenmiş, erkekliğinin üzerini örten bir mahcubiyetle sırtını karısına dönmeyi alışkanlık edinmişti. İçindeki yetersizlik hissi büyüdükçe, karısına dokunmaktan, hatta onunla göz göze gelmekten kaçınır olmuştu. Nesrin ise yatağın diğer ucunda, kendi varlığının ve kadınlığının yavaş yavaş silindiğini hissederek sabahı bekliyordu.
Nesrin için asıl ağır olan yatakta yaşanan eksiklik değil, Sinan’ın bu durumu hiç yokmuş gibi davranması, aralarındaki duvarları her geçen gün daha da kalınlaştırmasıydı. Görülmemek, arzulanmamak ve gençliğini bu sessiz hücrede tüketmek, içindeki kırgınlığı zamanla öfkeye dönüştürdü.O haftalarda kasabaya yeni taşınan mimar Tarık, Nesrin’in hayatındaki bu derin çatlağı fark eden ilk kişi oldu. Tarık’ın bakışlarındaki açık hayranlık ve Nesrin’e bir kadın olduğunu hatırlatan özenli tavırları, Nesrin’in uzun süredir bastırdığı tüm duyguları tetikledi. Bir akşamüstü atölyede kesişen yolları, kısa sürede tehlikeli bir çekime dönüştü. Tarık’ın kollarında bulduğu tutku, Nesrin’e kaybettiğini sandığı o yaşama sevincini ve arzulanma hissini geri verdi.
Şimdi Nesrin, gündüzleri Tarık ile yaşadığı o ateşli ve gizli dünyada nefes alırken, geceleri Sinan’ın soğuk sessizliğine geri dönüyordu. Suçluluk hissiyle arzu arasında gidip gelen bu gizli ilişki, evdeki kırık dökük dengeleri tamamen altüst etmişti.
Herkes Ondan Umudu Kesti:
Karşı Komşumun Söylediği
Ay bir de Türk ortalamasını baz almış iğrenç!