Yanıma geldi, elimi tuttu.
“Buradayım.”
Sonra annesine baktı.
“Anne, ne yaptın?”
Kayınvalidem ağlamaya başladı.
“Ben bunu sizin iyiliğiniz için yaptım.”
Barış'ın yüzü sertleşti.Ne yaptın?”
Kayınvalidem cevap vermedi.
Hemşire masanın üzerindeki plastik poşeti aldı ve Barış'a gösterdi.
“Bunu tanıyor musunuz?”
Barış poşete baktı.
İçindeki bilekliği görünce yüzü değişti....
“SudeBen hemen ona döndüm.
“Bu ismi nereden biliyorsun?”
Barış sustu.
O sessizlik, şimdiye kadar duyduğum en korkunç cevaptı.
“Barış?”
Gözlerini kapattı.
“Üniversiteden bir arkadaşım.”
“Ne olmuş ona?”
Kayınvalidem ağlayarak araya girdi.
“Sude seneler önce öldü.”
Odanın içindeki hava bir anda ağırlaştı.Ne?”
Barış annesine döndü.
“Anne!”
Ama artık geri dönüş yoktu.
Kayınvalidem yatağımın yanına geldi.
“Ben sana yıllarca kötü davrandım. Çünkü seni oğlum için uygun görmedim.Gözyaşlarını sildi.
“Sonra hamile olduğunu öğrendiğinde her şeyi araştırmaya başladım.”
“Beni mi araştırdın?”
“Evet.”
“Ve neden?”
Kayınvalidem titreyen elleriyle poşeti gösterdi.Çünkü yıllar önce Sude'nin ailesinden biri bana ulaştı.”
Barış başını eğdi.
Ben ise hiçbir şey anlamıyordum.
“Bana açıkça söyleyin.”
Kayınvalidem sonunda gerçeği söyledi.
“Barış'ın doğumunda hastanede bir hata olmuş.”Barış'ın yüzü bembeyaz oldu.
“Anne, bunu konuşmuştuk.”
“Hayır,” dedim. “Artık konuşacağız.”
Kayınvalidem devam etti.
“Barış'ın biyolojik annesinin kim olduğu yıllardır kesin olarak bilinmiyordu. O dönem hastanede bebeklerin bileklikleri karışmış.”
Bir an nefes alamadım.