Emre’nin ağzından şaşkınlık ve acı dolu boğuk bir ses çıkarken, o şık damatlık saniyeler içinde çikolata ve krema yığınına dönmüştü. Salondaki sessizlik yerini şok nidalarına bırakırken, abim masadaki kırmızı şarap kadehini de alıp Emre’nin başından aşağı yavaşça, adeta anın tadını çıkararak döktü. Emre nefes nefese kalmış, yüzü gözü boyanmış zavallı bir palyaçoya dönmüştüAbim Cihan, Emre’nin yüzünden akan çikolatayı parmağıyla usulca sıyırdı, tıpkı az önce Emre’nin bana yaptığı gibi tadına baktı ve gözlerinin içine nefretle bakarak konuştu:
“Mmm. Gerçekten de tatlıymış damat. Şakadan çok iyi anlıyorsun demek!”
Emre öfkeyle bağırarak üzerindeki pastayı silkelemeye çalıştı. “Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri! Bu damatlık kaç para haberin var mı? Mahvettin her şeyi!” diye kükredi. Sesindeki o kibar, anlayışlı adam maskesi saniyeler içinde düşmüş, yerine kendi egosundan başka hiçbir şeye değer vermeyen acımasız bir zorba gelmişti. Bana dönüp, “Şu vahşi abine söyle defolup gitsin, yoksa polisi ararım! Sizin gibi eziklerle evlenmekte zaten hata etmiştim!” diye bağırdığında, aslında ne büyük bir felaketin eşiğinden döndüğümü o saniye anladım