Koridorun karşısındaki yaşlıca bir kadın öne eğildi. "Affedersiniz, araya girmek istemem ama bu adam kendi düğününde ölmüş numarası mı yaptı?" Kerem’in yüzü karardı. "Bu özel bir mesele." "Toplu taşımada itiraf etmeye başladığında özel olmaktan çıktı," dedi kadın. Arkalarındaki genç bir çocuk yüzünü ekşitti. "Tamam da ailesi de kaçıkmış yani." Kadın sertçe, "Kendi de öyle," dedi. "Bu özel bir mesele." Arka taraflardan orta yaşlı bir adam, "Hanımefendi, adam zengin ve baskıcı bir aileden kaçmaya çalışıyor. Bu az buz bir şey değil," dedi. Otobüsün içi şu an elektriklenmiş gibiydi, tek bir kıvılcım her şeyi patlatabilirdi. Kerem bana baktı; hem çaresiz hem de öfkeliydi. "Onları boş ver. Beni dinle. Olan oldu. Geri dönüşü yok ama hala güzel bir hayatımız olabilir." Bir an için hayal ettim: Yeni bir şehir, güzel bir ev, bir aile, bankada para ve dünyada tek bir dert yok. Sonra bir tabutun üzerinde elimle durup, yıkılmamaya çalıştığımı hatırladım.