6 yaşındayken en yakın arkadaşıma bir gün birlikte baloya gideceğimize söz vermiştim—12 yıl sonra annem, Emir'le baloya gitmeme TEK bir şartla izin verdi ve ardından beni yıllardır sakladığı gerçekle yüzleştirdi.
Emir hayatıma birinci sınıfta girdi. İkimizin de kuru üzümden nefret ettiğini ve dinozorları diğer çocuklardan çok daha fazla sevdiğimizi fark edince en yakın arkadaşım oldu. Down sendromluydu, fakat arkadaşlığımız boyunca bunun aramızda hiçbir fark yaratmasına izin vermedik. Emir komikti, inatçıydı ve olağanüstü bir hafızaya sahipti. Yıllar önceki beyzbol maçlarının ayrıntılarını bile hatırlardı. Bana karşı da fazlasıyla dürüsttü; çizimlerimi "kolları çıkmış patateslere" benzettiği günü hiç unutmuyorum.
Bir gün öğretmenimiz evleneceğini açıkladı. Çocuklar düğün pastalarını konuşurken Emir, kendi düğününde çikolatalı pasta istediğini ve kimsenin "uyuklatan yavaş şarkılar" çalmayacağını söyledi.
Sınıftan biri ona bakıp güldü.
"Seninle kim evlenecek? Kimse seni istemez."
Emir'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
Buna dayanamadım.
"Yanılıyorsun," dedim. "Emir'i sevecek biri kesinlikle olacak."
Emir bir süre bana baktı.
"Sen gelir misin?" Devamı ������