Demek oluyor ki, bu ağır cezayı hak eden başka günahkarlar da vardır. Adaletinin yanında lütfunun, gazabının yanında rızasının görüleceği o günde, sözü edilen bu kimseler O’nun lütfuna değil gazabına uğrayacaklardır. Allah Teâlâ’nın bu kimselerle konuşmaması; onlara gazap buyurması, onları sevindirecek bir şey söylememesi, onlardan memnun kaldığını göstermemesi veya gerçekten kendileriyle hiçbir şekilde konuşmaması gibi manalara gelmektedir. Bu kimseleri temize çıkarmaması; hayırlarını, ibadetlerini kabul etmemesi, günahlarını bağışlamaması, onlardan hoşnut olduğunu göstermemesi demektir. Cenab-ı Hakk’ın onlara bakmaması ise, kendilerine rahmet ve merhamet etmeyeceğini ifade etmektedir. Bu hadiste geçen günahkarların müşterek özellikleri, bu günahlardan halleri veya mevkileri itibariyle uzak durmaları gereğidir. Buna rağmen o işleri yapmaları, ya Allah’ın bu yasaklarına önem vermediklerini veya kula hiç de yakışmayan bir inat içinde olduklarını gösterir. Bu üç günahkardan birincisi, zina eden ihtiyardır. Yaşını başını almış bir kimse artık olgunlaşmalı, doğruyu yanlışı görmeli, yaklaşmakta olduğu sonu fark etmelidir. Ömrü gaflet içinde geçmişse, kendine çeki düzen vererek haramlardan uzak durmalıdır. Gençlik uçup gittiği, eski gücü yittiği, vücudu artık iflas ettiği için zinaya yaklaşmamalıdır. Şayet yaşlı bir kimse böyle yapmamış, gençlere bile yasaklanmış olan bir günaha devam etmişse, Allah Teala ona iltifat buyurmayacaktır. Daha da önemlisi, herkesin gideceği o dönülmez yolu,