Büyükannem hâlâ nefes alıyordu,

Kimse kıpırdamadı. Lale alay etti. “Hadi. Beni kötü yap.” İlk mektubu okudum. Bakım evi. Yüzük. Rehinci makbuzu. Rehabilitasyon parası. Cam taş. Oda daralmış gibiydi. Lale hızla ayağa kalktı. İkinci mektubu açtım. “Dur,” dedi Lale. “Hayır.” Hesabı, iki imzayı, uyarıyı okudum. Bitince annem derin bir nefes verdi. “Artık seni kurtarmayacağız.” Lale bağırdı. “Demek böyle. Hepiniz benden nefret ediyorsunuz.” Annem sakin konuştu. “Nefret etmiyoruz.” Lale güldü. “Tabii.” Annemin gözleri doldu. “Artık seni kurtarmayacağız.” Lale bağırdı: “Yardıma ihtiyacım vardı! Başka gidecek yerim yoktu. Annemden defalarca özür diledim ama telafi edemedim. Beni affedin!” “Öyleyse gerçeği söyle,” dedim. Masa etrafına baktı. Saklanacak yer yoktu. Sesi küçüldü. “Yüzüğü ben aldım.” Annem gözlerini kapattı. Sonunda Lale ağlayarak her şeyi anlattı. Annesinin yüzüğü satmak zorunda kalmasından dolayı hayatı boyunca suçluluk hissettiğini… ve yüzüğü görünce annesinden hatıra olarak bir şey istediğini söyledi. Lale anneme son kez baktSonra çıktı. Kapı bu sefer çarpılmadı. Yavaşça kapandı. O gece herkes gittikten sonra Lale’ye bir mesaj attım: “Bu gece gerçeği söyledin. Böyle devam et.” Bu hikâyede sizi durup düşündüren an hangisiydi?
Reklamlar