Henüz sadece “Bebek 10” yazıyordu.
Nergis titreyen parmaklarını cama dayadı.
“Adı Deniz olsun.”
Cemal şaşırdı.
“Neden Deniz?”
Nergis cevap vermedi.
Sadece bebeğe bakmaya devam etti.
O günden sonra tuhaflıklar peş peşe gelmeye başladı.
Deniz, kardeşlerinden daha küçük doğmasına rağmen daha hızlı güçleniyordu. Diğer bebeklerin bazıları haftalarca solunum desteğine ihtiyaç duyarken Deniz beklenenden çok daha kısa sürede kendi başına nefes almaya başladı.
Hemşireler onun çok sakin olduğunu söylüyordu.
Fakat Nergis odaya girdiği anda Deniz’in davranışları değişiyordu.Başını annesinin sesine çeviriyor, parmaklarını hareket ettiriyor ve gözlerini uzun süre ondan ayırmıyordu.
Bir gece Nergis bebeğin başında otururken yaşlı bir hemşire yanına geldi
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Size garip bir şey söyleyeceğim,” dedi.
Nergis dönüp ona baktı.
“Ne?”
“Otuz iki yıldır bu işi yapıyorum. Yeni doğmuş bir bebeğin annesini tanımasına şaşırmam. Ama bu çocuk sizi sanki çok daha önceden tanıyormuş gibi bakıyor.”
Nergis’in yüzü bembeyaz oldu.
Hemşire bunu fark edince sustu.
Asıl sır, bebekler eve çıktıktan birkaç ay sonra ortaya çıktı.
On çocuklu hayat Cemal ile Nergis’in hayal ettiğinden bile zordu. Ev sürekli ağlama sesleri, mama şişeleri, bezler ve uykusuz gecelerle doluydu.