G-892JKVGF0C

beyaz yatakta Arda gözlerini açtığında

Bölüm 2 Mehmet koşarak içeri girdi. Ayakkabılarının tabanında hâlâ şantiye çamuru vardı, gömleği toz içindeydi ve gözleri ağlamaktan kıpkırmızıydı. Arda’nın yüzünü görünce elleri titredi. “Evladım… bu nasıl oldu?” Elif hemen araya girdi. “Merdivenden düştü. Doktora her şeyi anlattım. Çocuğun şimdi dinlenmesi gerekiyor.” Arda babasının bileğini yakaladı. Parmakları kontrolsüzce titriyordu. Konuşamıyordu. Hemşireye işaret etti. Hemşire küçük bir yazı tahtası ve kalem verdi. Elif’in nefesi kesildi. Arda titreyen elleriyle yazdı: “Annem Murat Çelik ile sizin odanızdaydı. Gördüm. Murat beni dövdü.” Mehmet yazıyı okudu. Sonra bir daha okudu. Üçüncü kez okuduğunda gözlerinden yaş gelmedi; yüzü tamamen taş kesildi. Elif bağırdı: “İlaçların etkisinde! Halüsinasyon görüyor! Sinirliydi, Murat sadece kendini savundu!” Mehmet hiçbir olay çıkarmadı. Sadece sessizce, “Çık dışarı,” dedi. “Mehmet, beni dinle…” “Çık dışarı Elif. Şimdi.” O gece Arda, babasının ilk kez kırıldığını gördü. Bağırmadan, duvara yumruk atmadan, kimseye küfretmeden… sadece içinden yıkılarak. Ama asıl darbe beş gün sonra geldi. Polis, Murat Çelik’in sadece bir “misafir” olmadığını açıkladı. Elif’ten 11 aydır para aldığı ortaya çıkmıştı. Ve bu para, Mehmet’in yıllardır şantiyelerde alın teriyle kazandığı paraydı. Kalkmaya çalışırken Murat bu kez kaburgalarına tekme attı. Nefesi kesildi. Sadece kan ve boğuk bir inleme kaldı. Ama en ağır darbe yumruk değildi. Elif’in söylediği cümleydi. “Murat, hemen git buradan. Mehmet’e sakın haber verme. Ben hallederim.” Elif oğlunu kaldırmadı. Murat’ı durdurmadı. Polisi aramadı. Sadece çarşafı düzeltip Murat’ı kapıya kadar uğurladı. Arda yerde yatarken annesine bakıyordu. Yüzünün yarısı uyuşmuştu, kalbinin yarısı yanıyordu. O an evin nasıl yıkıldığını anladı: duvarlar yıkılınca değil, bir annenin sessizliğiyle. Elif geri döndüğünde Arda yarı baygındı. Titreyen elleriyle yüzüne dokundu, sonra korkuyla geri çekildi. Panikle ambulans çağırmadan önce odadaki izleri yok etmeye çalıştı; Murat’ın kopan düğmesini sakladı, çarşafı düzeltti. Hastaneye götürülürken Arda neredeyse bilincini kaybetmişti. Doktorlar çenesinin kırıldığını, iki kaburgasında çatlak olduğunu ve kafa travması geçirdiğini söyledi. Elif hemen bir hikâye uydurdu: “Merdivenden düştü doktor bey. Evde yalnızdı. Çok kötü düştü.” Arda gözlerini açtı ama konuşamadı. Bağırmak istiyordu. Ona bunu Murat’ın yaptığını söylemek istiyordu. Ama çenesindeki teller, boğazındaki acı ve annesinin elini sıkıca tutması buna izin vermiyordu. Tam o sırada koridordan Mehmet’in sesi duyuldu: “Oğlum nerede?” Elif’in yüzü bir anda kireç gibi oldu.
Reklamlar